Sosyal Medyadan Hakaret Davası ve Tazminat Miktarları ( Güncel 2026! )
İçindekiler
- Sosyal Medyada Hakaret Suçu Nedir? Hukuki Tanımı ve Kapsamı
- Hangi Paylaşımlar Hakaret Sayılır? Yorum, DM ve Gönderi Örnekleriyle
- Sosyal Medyada Küfür, Aşağılama ve İtibar Zedeleme Arasındaki Farklar
- Sosyal Medyadan Hakaret Davası Açma Şartları
- Hakaret İçin Delil Nasıl Toplanır? Ekran Görüntüsü Geçerli mi?
- Noter Tespiti ve Dijital Delillerin Hukuki Önemi
- Sosyal Medya Hakaret Davası Ne Kadar Sürer? 2026 Güncel Süreler
- Hakaret Davasında Ceza Türleri Nelerdir?
- Sosyal Medyadan Hakaret Nedeniyle Hapis Cezası Verilir mi?
- 2026 Güncel Sosyal Medya Hakaret Tazminat Miktarları
- Sosyal Medya Hakaret Davalarında En Sık Yapılan Hatalar
- Sonuç: Sosyal Medyada Hakarete Uğrayan Kişiler Ne Yapmalı?
- ❓ Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
- ⚠️ Hukuki Uyarı
Sosyal Medyada Hakaret Suçu Nedir? Hukuki Tanımı ve Kapsamı
Sosyal medyada hakaret suçu, bir kişinin onur, şeref ve saygınlığını zedeleyebilecek nitelikte söz, yazı, görsel veya paylaşım yoluyla saldırıya uğraması halinde oluşan cezai sorumluluğu ifade eder. 2026 yılı itibarıyla dijital platformların günlük hayatın merkezine yerleşmesiyle birlikte, hakaret fiilleri en sık Instagram, X (Twitter), Facebook, WhatsApp, TikTok ve mesajlaşma uygulamaları üzerinden işlenmektedir. Türk Ceza Kanunu kapsamında hakaret suçu yalnızca yüz yüze söylenen sözlerle sınırlı olmayıp, elektronik iletişim araçları yoluyla yapılan tüm aşağılayıcı paylaşımlar da suç olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle sosyal medya üzerinden yapılan yorumlar, özel mesajlar, hikâyeler, etiketlemeler ve hatta emojiler dahi belirli şartlar altında hakaret suçu kapsamına girebilmektedir.
Hukuki açıdan hakaret suçu, bir kişiye onur kırıcı nitelikte somut bir fiil isnat edilmesi veya sövme şeklinde gerçekleşir. Sosyal medyada “hırsız”, “ahlaksız”, “şerefsiz”, “dolandırıcı” gibi ithamlar açıkça hakaret suçu oluşturabileceği gibi; kişinin toplum nezdindeki itibarını zedeleyecek ima ve alay içerikli paylaşımlar da hukuken sorumluluk doğurur. 2026 yılı yargı uygulamalarında yalnızca açık küfür içeren ifadeler değil, dolaylı şekilde aşağılayan ve küçük düşürücü paylaşımlar da suç kapsamına alınmaktadır. Bu durum sosyal medyada yapılan her paylaşımın hukuki sonuç doğurabileceğini göstermektedir.
Sosyal medyada hakaret suçunun kapsamı, paylaşımların herkese açık olması halinde daha da genişlemektedir. Hakaretin aleni şekilde yapılması, yani başkaları tarafından görülebilir olması cezanın artırılmasına neden olmaktadır. Açık profillerde yapılan yorumlar, herkese açık hikâyeler ve paylaşımlar bu kapsama girmektedir. Buna karşılık özel mesaj yoluyla yapılan hakaretler de suç oluşturmakla birlikte aleniyet unsuru bulunmadığı için ceza miktarı farklılık gösterebilmektedir. Ancak her iki durumda da mağdurun şikâyet hakkı bulunmaktadır.
2026 yılı itibarıyla mahkemeler sosyal medya paylaşımlarını klasik sözlü hakaretlerle aynı seviyede değerlendirmekte ve dijital ortamda işlenen suçları hafife almamaktadır. Özellikle ekran görüntüsü, noter tespiti ve dijital kayıtlarla ispatlanan paylaşımlar güçlü delil olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle “internette yazdım, gerçek hayatta söylemedim” düşüncesi hukuki açıdan geçerliliğini tamamen yitirmiştir.
Sosyal medyada hakaret suçu yalnızca bireyler arasında değil, kamu görevlilerine yönelik işlendiğinde daha ağır yaptırımlara tabi tutulmaktadır. Hakaretin görevinden dolayı bir kamu görevlisine yöneltilmesi halinde ceza artırılmakta, aleni şekilde yapılması durumunda ise yaptırım daha da ağırlaşmaktadır. 2026 yılı uygulamalarında özellikle sosyal medya üzerinden yapılan toplu linç, hedef gösterme ve aşağılayıcı kampanyalar ciddi cezalarla karşılık bulmaktadır.
Hakaret suçunun oluşabilmesi için mağdurun belirli veya belirlenebilir olması gerekmektedir. İsmin açıkça yazılması şart değildir; paylaşımdan kimin kastedildiği anlaşılabiliyorsa suç oluşur. Bu nedenle lakaplar, fotoğraflar, etiketlemeler veya ima yoluyla yapılan paylaşımlar da hukuken geçerli kabul edilmektedir.
Sonuç olarak sosyal medyada hakaret suçu 2026 yılı itibarıyla hukuki açıdan son derece geniş bir kapsama sahiptir ve yalnızca küfürle sınırlı değildir. Onur kırıcı her türlü paylaşım, yorum, mesaj ve ima suç oluşturabilmekte; mağdura hem ceza davası hem de manevi tazminat davası açma hakkı vermektedir. Dijital ortamda yapılan her paylaşımın hukuki sorumluluk doğurduğu gerçeği göz önünde bulundurularak hareket edilmesi, bireylerin ileride ağır yaptırımlarla karşılaşmasını önlemek açısından büyük önem taşımaktadır.
Hangi Paylaşımlar Hakaret Sayılır? Yorum, DM ve Gönderi Örnekleriyle
Sosyal medyada hangi paylaşımların hakaret suçu oluşturduğu, 2026 yılı itibarıyla en çok merak edilen hukuki konuların başında gelmektedir. Pek çok kişi yalnızca açık küfür içeren mesajların suç olduğunu düşünse de, Türk Ceza Kanunu kapsamında hakaret suçu çok daha geniş bir alanı kapsamaktadır. Sosyal medya platformlarında yapılan yorumlar, özel mesajlar, hikâye paylaşımları, gönderiler ve hatta etiketlemeler; kişinin onurunu, şerefini ve saygınlığını zedeleyecek nitelikteyse hukuki sorumluluk doğurmaktadır. Mahkemeler artık yalnızca kaba sözlere değil, kişinin toplum içindeki itibarını sarsan her türlü aşağılayıcı ifadeye odaklanmaktadır.
Hakaret suçu en sık yorum yoluyla işlenmektedir. Bir gönderinin altına yazılan “ahlaksızsın”, “dolandırıcısın”, “şerefsizsin”, “insan değilsin” gibi ifadeler açık şekilde suç oluşturur. Ancak 2026 yılı uygulamalarında doğrudan küfür içermeyen ama küçük düşürücü anlam taşıyan cümleler de hakaret sayılmaktadır. Örneğin bir kişinin mesleki itibarını zedeleyen “müşteri kandırıyor”, “sahtekârlık yapıyor” gibi paylaşımlar, somut fiil isnadı olarak değerlendirilmekte ve ciddi cezai yaptırımlara yol açmaktadır.
Özel mesajlar (DM) yoluyla yapılan hakaretler de suç kapsamındadır. Pek çok kişi mesajların gizli olduğu düşüncesiyle sorumluluk doğmayacağını zannetse de hukuken durum farklıdır. WhatsApp mesajları, Instagram DM’leri veya diğer mesajlaşma uygulamalarında gönderilen aşağılayıcı ifadeler, mağdur tarafından delillendirildiğinde ceza davasına konu olabilmektedir. Aleni olmamak cezanın ağırlığını etkileyebilir ancak suçun oluşmasını engellemez.
Gönderi ve hikâye paylaşımları ise hakaretin en ağır sonuçlar doğurduğu alanlardan biridir. Herkese açık şekilde yapılan aşağılayıcı paylaşımlar aleniyet unsuru taşıdığı için cezada artışa neden olmaktadır. Bir kişiyi hedef alan görsel paylaşımları, alay eden metinler, karikatürler ve ima yoluyla yapılan küçük düşürücü içerikler 2026 yılı itibarıyla açık şekilde hakaret suçu kapsamına alınmaktadır. Özellikle etiketleme yoluyla yapılan paylaşımlar mağdurun belirlenebilir olmasını sağladığı için sorumluluğu daha da netleştirmektedir.
Hakaret suçunun oluşabilmesi için kullanılan ifadelerin mutlaka küfür içermesi şart değildir. Kişinin toplumdaki saygınlığını zedeleyen, onu küçük düşüren, ahlaki veya mesleki itibarına zarar veren her türlü paylaşım suç kapsamında değerlendirilmektedir. Örneğin bir kişinin dolandırıcılık yaptığını ima eden bir hikâye paylaşımı, hukuken somut fiil isnadı sayılmakta ve tazminat ile ceza yaptırımı doğurmaktadır.
2026 yılı yargı kararlarında özellikle dolaylı hakaretler önem kazanmıştır. Alaycı ifadeler, küçümseyici lakaplar, ima yoluyla yapılan göndermeler ve emoji kullanımı dahi bazı durumlarda hakaret olarak kabul edilmektedir. Bir gönderi altına sadece aşağılayıcı anlam taşıyan bir emoji bırakılması bile bağlama göre suç oluşturabilmektedir.
Sonuç olarak yorumlar, özel mesajlar, hikâyeler ve gönderiler yoluyla yapılan her türlü aşağılayıcı paylaşım, 2026 yılı itibarıyla sosyal medyada hakaret suçu kapsamına girmektedir. Küfür içersin veya içermesin, bir kişinin onurunu zedeleyen her ifade hukuki sorumluluk doğurmakta; mağdura hem ceza davası hem de manevi tazminat davası açma hakkı vermektedir. Sosyal medya kullanıcılarının her paylaşımın hukuki sonuç doğurabileceğini bilerek hareket etmesi, ileride ağır yaptırımlarla karşılaşmamak adına büyük önem taşımaktadır.
Sosyal Medyada Küfür, Aşağılama ve İtibar Zedeleme Arasındaki Farklar
Sosyal medyada küfür, aşağılama ve itibar zedeleme, uygulamada sıklıkla birbirine karıştırılan ancak hukuki sonuçları bakımından farklılık gösteren kavramlardır. 2026 yılı itibarıyla aile ve ceza mahkemeleri bu üç davranışı ayrı ayrı değerlendirmekte ve her birinin hukuki sorumluluk doğurduğunu açıkça kabul etmektedir. Pek çok kişi yalnızca ağır küfürlerin suç oluşturduğunu düşünse de, Türk Ceza Kanunu kapsamında kişinin onurunu kıran, küçük düşüren veya toplum nezdindeki saygınlığını zedeleyen her türlü ifade hukuki yaptırıma tabidir.
Küfür, doğrudan kişinin kişiliğine yönelik ağır ve onur kırıcı sözler kullanılmasıdır. Sosyal medya paylaşımlarında yer alan argo ifadeler, aşağılayıcı hitaplar ve küçük düşürücü sözcükler açık şekilde hakaret suçunu oluşturur. 2026 yılı uygulamalarında açık küfür içeren yorumlar genellikle hızlı şekilde ceza soruşturmasına konu olmakta ve manevi tazminat taleplerine dayanak oluşturmaktadır.
Aşağılama, küfür kadar sert olmasa bile kişinin değerini düşürmeye yönelik söz ve paylaşımları kapsar. Bir kişiyi toplum içinde küçük gösteren, alay eden, onurunu zedeleyen ifadeler aşağılama olarak değerlendirilir. Örneğin bir kişinin fiziksel görünümüyle dalga geçilmesi, zekâsının küçümsenmesi veya karakterine yönelik olumsuz yakıştırmalar yapılması 2026 yılı itibarıyla hakaret kapsamında kabul edilmektedir. Bu tür ifadeler küfür içermese bile hukuki sorumluluk doğurmaktadır.
İtibar zedeleme ise kişinin toplumdaki güvenilirliğini ve saygınlığını hedef alan paylaşımları kapsar. Bir kişiye hırsızlık, dolandırıcılık, ahlaksızlık gibi somut fiiller isnat edilmesi veya bu yönde ima içeren paylaşımlar yapılması, yalnızca hakaret değil aynı zamanda ağır hukuki sonuçlar doğuran bir saldırı niteliğindedir. Sosyal medyada “müşteri kandırıyor”, “yasa dışı işler yapıyor” gibi ifadeler 2026 yılı uygulamalarında somut fiil isnadı olarak değerlendirilmekte ve hem ceza hem de yüksek tutarlı manevi tazminat davalarına konu olmaktadır.
Bu üç kavram arasındaki temel fark, kullanılan ifadenin niteliğinde ortaya çıkmaktadır. Küfür doğrudan saldırıdır, aşağılama küçük düşürmeye yöneliktir, itibar zedeleme ise kişinin sosyal konumunu ve güvenilirliğini hedef alır. Ancak hukuki sonuç açısından bakıldığında her üçü de hakaret suçu kapsamında değerlendirilmekte ve mağdura dava açma hakkı tanımaktadır.
2026 yılı yargı kararlarında özellikle sosyal medyada yapılan itibar zedeleyici paylaşımlara daha ağır yaptırımlar uygulandığı görülmektedir. Çünkü bu tür paylaşımlar geniş kitlelere ulaştığı için mağdurun sosyal ve ekonomik hayatını ciddi şekilde etkileyebilmektedir. Aleni şekilde yapılan suçlarda ceza artışı uygulanmakta ve manevi tazminat miktarları daha yüksek belirlenmektedir.
Sonuç olarak küfür, aşağılama ve itibar zedeleme sosyal medyada farklı biçimlerde ortaya çıksa da hukuki sorumluluk açısından aynı çerçevede değerlendirilmekte ve 2026 yılı itibarıyla tamamı ciddi yaptırımlara tabi tutulmaktadır. Küfür içermese bile bir kişinin onurunu kıran veya itibarını sarsan her paylaşım hakaret suçu oluşturabilmekte; mağdura ceza davası ve tazminat talep etme hakkı vermektedir. Sosyal medya kullanıcılarının yalnızca ağır sözlerden değil, ima ve alay içeren paylaşımlardan da sorumlu tutulabileceğini bilmesi büyük önem taşımaktadır.
Sosyal Medyadan Hakaret Davası Açma Şartları
Sosyal medyadan hakaret davası açma şartları, 2026 yılı itibarıyla hem ceza hukuku hem de tazminat hukuku bakımından net şekilde belirlenmiş durumdadır. Hakarete uğrayan kişiler, sosyal medya üzerinden yapılan aşağılayıcı paylaşımlar nedeniyle hem savcılığa suç duyurusunda bulunabilir hem de manevi tazminat davası açabilir. Ancak bu sürecin sağlıklı ilerleyebilmesi için bazı hukuki koşulların yerine getirilmesi gerekmektedir.
Hakaret davası açılabilmesi için öncelikle hakaret içeren paylaşımın hukuka aykırı nitelikte olması gerekir. Yani ifade özgürlüğü sınırlarını aşan, kişinin onur ve saygınlığını zedeleyen söz veya içerikler bulunmalıdır. Eleştiri ile hakaret arasındaki çizgi 2026 yılı yargı kararlarında daha net hale gelmiş olup, ağır ithamlar, aşağılayıcı ifadeler ve küçük düşürücü paylaşımlar açık şekilde suç kapsamına alınmaktadır.
Bir diğer temel şart mağdurun belirli veya belirlenebilir olmasıdır. Paylaşımda isim yazılmasa bile fotoğraf, etiketleme, lakap veya bağlam yoluyla kimin hedef alındığı anlaşılabiliyorsa dava açılabilmektedir. Mahkemeler artık dolaylı göndermeleri de açık kimlik olarak değerlendirmektedir.
Hakaret davası açmak için delil sunulması büyük önem taşır. Ekran görüntüleri, paylaşım linkleri, noter tespiti ve dijital kayıtlar güçlü delil olarak kabul edilmektedir. 2026 yılı uygulamalarında özellikle noter aracılığıyla yapılan tespitler davaların hızlı ilerlemesini sağlamaktadır. Paylaşım silinse dahi daha önce alınmış deliller hukuken geçerliliğini korumaktadır.
Ceza davası açısından hakaret suçu şikâyete bağlıdır. Yani mağdurun belirli süre içinde savcılığa başvurması gerekmektedir. Bu süre hakaretin öğrenilmesinden itibaren genellikle altı ay içinde işlem yapılmasını gerektirir. Sürenin geçirilmesi halinde ceza davası hakkı düşmektedir. Ancak manevi tazminat davası için ayrı hukuki süreler söz konusudur.
Hakaretin aleni şekilde yapılmış olması, yani herkese açık sosyal medya hesaplarından paylaşılması cezanın artırılmasına neden olur. Bu durum dava açma şartı olmasa da hukuki sonucu ağırlaştıran önemli bir unsurdur. Açık profillerde yapılan yorumlar ve gönderiler aleni kabul edilmektedir.
Sahte hesaplar üzerinden yapılan hakaretlerde de dava açılabilmektedir. IP tespiti ve platformlardan alınan kullanıcı bilgileriyle hakaret eden kişinin kimliği ortaya çıkarılabilmektedir. 2026 yılı itibarıyla mahkemeler bu konuda çok daha hızlı işlem yapmaktadır.
Sonuç olarak sosyal medyadan hakaret davası açmak için, hakaret niteliğinde bir paylaşımın bulunması, mağdurun belirlenebilir olması, delillerin toplanması ve süresi içinde şikâyette bulunulması gerekmektedir. Bu şartlar sağlandığında mağdur hem ceza hukuku kapsamında yaptırım uygulanmasını sağlayabilir hem de uğradığı manevi zararın tazminini talep edebilir. 2026 yılı uygulamalarında dijital delillerin güçlü kabul edilmesi sayesinde hakaret davaları çok daha etkin şekilde sonuçlandırılmaktadır.
Hakaret İçin Delil Nasıl Toplanır? Ekran Görüntüsü Geçerli mi?
Sosyal medyada hakaret suçu için delil toplama süreci, davanın kazanılmasında belirleyici rol oynamaktadır. 2026 yılı itibarıyla mahkemeler dijital delilleri büyük ölçüde kabul etmekte ancak delillerin doğru şekilde toplanmasını özellikle önemsemektedir. Hakarete uğrayan birçok kişi yalnızca ekran görüntüsü almanın yeterli olduğunu düşünse de, hukuki açıdan güçlü bir dava için delillerin mümkün olduğunca güvenli ve tartışmaya kapalı şekilde kayda alınması gerekmektedir.
Ekran görüntüleri günümüzde en yaygın kullanılan delil türüdür ve doğru şekilde alındığında mahkemelerde geçerli kabul edilmektedir. Hakaret içeren paylaşımın tarihi, kullanıcı adı, profil bilgileri ve içeriğin tamamı görünür olacak şekilde kaydedilmesi büyük önem taşır. Kırpılmış, bağlamından koparılmış veya kimlik bilgileri görünmeyen görüntüler karşı tarafın itirazına açık hale gelmektedir. 2026 yılı yargı uygulamalarında özellikle bütünlük taşıyan ekran görüntülerinin güçlü delil sayıldığı görülmektedir.
Ancak yalnızca ekran görüntüsüyle yetinmek her zaman en güvenli yol değildir. Paylaşımın sonradan silinmesi veya hesabın kapatılması halinde ispat sorunu yaşanabilmektedir. Bu nedenle noter aracılığıyla internet tespiti yapılması, en sağlam delil yöntemlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Noter, ilgili paylaşımı resmi tutanak altına alarak hukuki geçerliliği çok yüksek bir belge düzenler. Mahkemeler bu tespitleri güçlü delil olarak değerlendirmektedir.
Bunun yanında paylaşım linkleri, tarih bilgileri, platform kayıtları ve varsa tanık beyanları da delil olarak kullanılabilmektedir. 2026 yılı itibarıyla sosyal medya şirketlerinden kullanıcı bilgileri ve paylaşım kayıtlarının talep edilmesi süreci de daha etkin hale gelmiştir. Savcılık veya mahkeme aracılığıyla platformlardan alınan bilgiler, sahte hesaplar dâhil olmak üzere hakaret eden kişinin tespit edilmesini sağlamaktadır.
Özel mesaj yoluyla yapılan hakaretlerde de ekran görüntüsü geçerli delil sayılmaktadır. Ancak mesajın karşı tarafla olan sohbet bütünlüğü içinde sunulması önemlidir. Sadece tek bir mesajın bağlamdan koparılması, savunma açısından zayıf kalabilmektedir. Bu nedenle mesaj geçmişinin tamamının görünür olması hukuki açıdan avantaj sağlar.
Sesli mesajlar, videolar ve görseller de hakaret içermesi halinde delil olarak kullanılabilir. Özellikle video içeriklerde tarih bilgisi ve paylaşım platformunun açıkça görünmesi, delilin gücünü artırmaktadır.
Sonuç olarak sosyal medyada hakaret için ekran görüntüsü geçerlidir, ancak en güçlü hukuki koruma için noter tespitiyle desteklenmesi tavsiye edilmektedir. Delillerin eksiksiz, net ve bağlamıyla birlikte sunulması, 2026 yılı uygulamalarında davaların hızlı ve mağdur lehine sonuçlanmasında büyük rol oynamaktadır. Hakarete uğrayan kişilerin içerik silinmeden önce delil toplaması, ileride yaşanabilecek ispat sorunlarının önüne geçmektedir.
Noter Tespiti ve Dijital Delillerin Hukuki Önemi
Noter tespiti ve dijital delillerin hukuki önemi, sosyal medyada hakaret davalarının kaderini belirleyen en kritik unsurların başında gelmektedir. 2026 yılı itibarıyla mahkemeler dijital ortamda işlenen suçlarda delil güvenliğine her zamankinden daha fazla önem vermektedir. Her ne kadar ekran görüntüleri geçerli delil sayılabilse de, bu görüntülerin kolaylıkla değiştirilebilir olması nedeniyle noter tarafından yapılan resmi tespitler çok daha güçlü hukuki koruma sağlamaktadır.
Noter tespiti, hakaret içeren paylaşımın veya mesajın resmi bir tutanakla kayıt altına alınması anlamına gelir. Noter, ilgili sosyal medya hesabını, paylaşımın içeriğini, tarihini ve erişim adresini ayrıntılı şekilde belgelendirir. Bu belge mahkemelerde resmi evrak niteliği taşır ve karşı tarafın “paylaşım bana ait değil” veya “sonradan düzenlendi” gibi savunmalarını büyük ölçüde etkisiz hale getirir. 2026 yılı uygulamalarında noter tespiti bulunan dosyaların çok daha hızlı ve güçlü şekilde sonuçlandığı görülmektedir.
Dijital deliller yalnızca gönderi ve yorumlardan ibaret değildir. Özel mesajlar, ses kayıtları, videolar, canlı yayın kayıtları ve hatta profil bilgileri dahi delil kapsamına girebilmektedir. Ancak bu delillerin hukuka uygun şekilde elde edilmiş olması büyük önem taşır. İzinsiz hesap ele geçirme, gizli kayıt alma veya hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen veriler mahkemeler tarafından reddedilebilmektedir. Bu nedenle delil toplarken yasal sınırlar içinde kalmak gerekmektedir.
2026 yılı itibarıyla savcılıklar ve mahkemeler sosyal medya platformlarıyla daha etkin iş birliği yürütmektedir. Gerekli görülen durumlarda platformlardan IP adresi, kullanıcı bilgileri ve paylaşım geçmişi talep edilerek sahte hesapların arkasındaki kişiler tespit edilebilmektedir. Bu veriler, noter tespitiyle birlikte sunulduğunda dava dosyasını son derece güçlü hale getirmektedir.
Noter tespitinin en büyük avantajlarından biri de içerik silinse bile delilin geçerliliğini korumasıdır. Sosyal medyada hakaret içeren paylaşımlar çoğu zaman kısa sürede kaldırılmakta veya hesaplar kapatılmaktadır. Ancak noter tarafından düzenlenen tutanak sayesinde içerik silinse dahi hukuki süreç devam edebilmektedir.
Sonuç olarak noter tespiti ve dijital delillerin hukuki önemi, sosyal medyada hakaret davalarının başarılı sonuçlanmasında kilit rol oynamaktadır. 2026 yılı uygulamalarında yalnızca ekran görüntüsüne dayalı dosyalar risk taşırken, noter tespitiyle desteklenen dijital deliller neredeyse tartışmasız kabul edilmektedir. Hakarete uğrayan kişilerin vakit kaybetmeden resmi tespit yaptırması, hem ceza davası hem de tazminat talepleri açısından en güçlü hukuki adımı oluşturmaktadır.
Sosyal Medya Hakaret Davası Ne Kadar Sürer? 2026 Güncel Süreler
Sosyal medya hakaret davasının ne kadar süreceği, 2026 yılı itibarıyla en çok merak edilen konuların başında gelmektedir. Dijital suçların artmasıyla birlikte mahkemelerin bu tür dosyalara bakış açısı hızlanmış olsa da, davanın süresi birçok faktöre bağlı olarak değişebilmektedir. Delillerin durumu, hakaretin açık mı yoksa sahte hesap üzerinden mi yapıldığı, taraf sayısı ve mahkemenin iş yoğunluğu sürecin uzunluğunu doğrudan etkilemektedir.
Ceza davası açısından bakıldığında sosyal medyada hakaret suçuna ilişkin soruşturma süreci genellikle birkaç ay içinde tamamlanmaktadır. Deliller netse, noter tespiti yapılmışsa ve failin kimliği belliyse savcılık çoğu zaman hızlı şekilde iddianame düzenlemektedir. 2026 yılı uygulamalarında bu aşama ortalama olarak 2 ila 6 ay arasında sonuçlanmaktadır. Failin tespit edilmesi gereken sahte hesaplı dosyalarda ise bu süre platformlardan bilgi talep edilmesi nedeniyle uzayabilmektedir.
Mahkeme aşamasında ise sosyal medya hakaret davaları genellikle 3 ila 8 ay arasında sonuçlanmaktadır. Delil durumu açık olan dosyalarda tek veya iki duruşmada karar verilebildiği sıkça görülmektedir. Ancak bilirkişi incelemesi gereken teknik dosyalar veya çok sayıda paylaşım içeren davalar biraz daha uzun sürebilmektedir.
Manevi tazminat davası süresi ise ceza davasına göre biraz daha uzun olabilmektedir. Uygulamada bu tür davalar ortalama 6 ay ile 1,5 yıl arasında sonuçlanmaktadır. Ancak ceza davasında verilen karar, tazminat davasında güçlü delil oluşturduğu için süreci önemli ölçüde hızlandırmaktadır. 2026 yılı itibarıyla birçok mahkeme ceza davası kesinleştikten sonra tazminat taleplerini daha kısa sürede karara bağlamaktadır.
Davanın süresini kısaltan en önemli faktör delillerin güçlü ve eksiksiz olmasıdır. Noter tespiti bulunan, paylaşım linkleri açık olan ve failin kimliği net şekilde ortaya konulmuş dosyalar çok daha hızlı ilerlemektedir. Buna karşılık yalnızca zayıf ekran görüntülerine dayanan ve kimlik tespiti gerektiren dosyalar süreci uzatabilmektedir.
2026 yılı yargı pratiğinde sosyal medya hakaret dosyalarına öncelik verildiği görülmektedir. Çünkü dijital ortamda işlenen suçların hızlı müdahale gerektirdiği kabul edilmekte ve mağduriyetin büyümesinin önüne geçilmeye çalışılmaktadır.
Sonuç olarak sosyal medya hakaret davaları 2026 yılında ortalama birkaç ay içinde sonuçlanabilmekte, delil durumuna göre bu süre değişebilmektedir. Güçlü dijital delillerle açılan davalar hızlı şekilde karara bağlanırken, teknik inceleme gerektiren dosyalar daha uzun sürebilmektedir. Hakarete uğrayan kişilerin süreci uzatmamak adına delillerini eksiksiz toplaması ve zaman kaybetmeden hukuki yollara başvurması büyük avantaj sağlamaktadır.
Hakaret Davasında Ceza Türleri Nelerdir?
Sosyal medyada hakaret davasında uygulanabilecek ceza türleri, 2026 yılı itibarıyla Türk Ceza Kanunu çerçevesinde açık şekilde belirlenmiştir. Pek çok kişi sosyal medyada yazılan bir sözün yalnızca tazminatla sonuçlanacağını düşünse de, hakaret suçu esasen bir ceza suçu olup ciddi yaptırımlar doğurabilmektedir. Mahkemeler artık dijital ortamda işlenen hakaret fiillerini yüz yüze yapılan hakaretlerle eşdeğer kabul etmekte ve buna göre hüküm kurmaktadır.
Hakaret suçunun temel yaptırımı adli para cezası veya hapis cezasıdır. Uygulamada çoğunlukla adli para cezası tercih edilmekle birlikte, hakaretin niteliği ağırsa veya tekrar eden şekilde işlenmişse hapis cezası da gündeme gelebilmektedir. 2026 yılı uygulamalarında özellikle aleni şekilde yapılan, çok kişiye ulaşan sosyal medya paylaşımlarında cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlendiği görülmektedir.
Hakaret suçu için öngörülen hapis cezası genellikle üç aydan iki yıla kadar olabilmektedir. Ancak ilk kez suç işleyen kişiler bakımından çoğu zaman bu ceza adli para cezasına çevrilmektedir. Adli para cezası ise gün sayısı üzerinden hesaplanmakta ve kişinin ekonomik durumuna göre günlük birim bedel belirlenmektedir. Bu nedenle sosyal medya üzerinden yapılan hakaretler sanıldığından çok daha yüksek tutarlı cezalara dönüşebilmektedir.
Hakaretin aleni şekilde yapılması, yani herkese açık hesaplardan paylaşılması halinde ceza artırılmaktadır. Sosyal medya gönderileri, herkese açık yorumlar ve paylaşımlar bu kapsamda değerlendirilmekte ve mahkemeler tarafından ağırlaştırıcı neden olarak kabul edilmektedir. 2026 yılı yargı kararlarında aleniyet unsurunun özellikle vurgulandığı görülmektedir.
Hakaretin kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenmesi halinde ise ceza daha da ağırlaşmaktadır. Sosyal medyada öğretmenlere, doktorlara, memurlara veya diğer kamu görevlilerine yönelik yapılan aşağılayıcı paylaşımlar bu kapsamda değerlendirilmekte ve daha yüksek yaptırımlar uygulanmaktadır.
Bunun yanında mahkeme, fail hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması, erteleme veya denetimli serbestlik gibi seçenekleri de değerlendirebilmektedir. Ancak hakaretin ağır olduğu veya tekrarlandığı durumlarda bu tür seçenekler her zaman uygulanmamaktadır.
Ceza davasının yanında mağdur ayrıca manevi tazminat davası açarak yaşadığı psikolojik zarar nedeniyle parasal tazminat talep edebilmektedir. 2026 yılı itibarıyla mahkemeler sosyal medya üzerinden yapılan ağır hakaretlerde yüksek tutarlı manevi tazminatlara hükmetmeye başlamıştır.
Sonuç olarak sosyal medyada hakaret davasında ceza türleri yalnızca para cezasıyla sınırlı değildir. Hakaretin şekline, aleniyetine ve hedef alınan kişiye göre hapis cezasına kadar uzanan ciddi yaptırımlar söz konusu olabilmektedir. 2026 yılı uygulamalarında dijital ortamda işlenen hakaret suçları hafife alınmamakta ve güçlü cezalarla karşılık bulmaktadır. Sosyal medya kullanıcılarının her paylaşımın hukuki sonuç doğurabileceğini bilerek hareket etmesi büyük önem taşımaktadır.
Sosyal Medyadan Hakaret Nedeniyle Hapis Cezası Verilir mi?
Sosyal medyadan hakaret nedeniyle hapis cezası verilip verilmeyeceği, 2026 yılı itibarıyla en çok merak edilen hukuki soruların başında gelmektedir. Pek çok kişi sosyal medya üzerinden yapılan hakaretlerin yalnızca para cezası ile sonuçlanacağını düşünse de, hukuken bu her zaman doğru değildir. Türk Ceza Kanunu kapsamında hakaret suçu, şartları oluştuğunda doğrudan hapis cezası ile cezalandırılabilecek suçlar arasında yer almaktadır.
Uygulamada çoğu dosyada mahkemeler adli para cezası vermeyi tercih etse de, hakaretin ağırlığı arttıkça hapis cezası ihtimali de yükselmektedir. Özellikle tehdit içerikli, ağır aşağılayıcı, kişilik haklarını ciddi şekilde zedeleyen ve geniş kitlelere ulaşan sosyal medya paylaşımları 2026 yılı yargı kararlarında daha ağır yaptırımlarla karşılık bulmaktadır. Aleni yapılan hakaretler, yani herkese açık gönderiler ve yorumlar bu noktada önemli bir ağırlaştırıcı unsur olarak kabul edilmektedir.
Hapis cezası ihtimali en çok tekrar eden hakaret fiillerinde gündeme gelmektedir. Aynı kişiye yönelik sürekli olarak aşağılayıcı paylaşımlar yapılması, sosyal medyada sistematik linç veya hedef gösterme şeklinde davranışlar sergilenmesi mahkemeler tarafından ağır kusur olarak değerlendirilmekte ve para cezasına çevrilmeyen hapis cezaları verilebilmektedir.
Hakaretin kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenmesi halinde de hapis cezası ihtimali ciddi şekilde artmaktadır. Sosyal medya üzerinden doktorlara, öğretmenlere, polis memurlarına veya diğer kamu görevlilerine yönelik yapılan aşağılayıcı paylaşımlar 2026 yılı itibarıyla ağır yaptırım sebebi olarak görülmektedir.
Bununla birlikte ilk kez hakaret suçunu işleyen kişiler açısından mahkemeler çoğu zaman hapis cezasını adli para cezasına çevirme veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması yoluna gidebilmektedir. Ancak bu durum otomatik değildir. Hakaretin niteliği ağırsa, kamu düzenini bozacak düzeydeyse veya mağdur üzerinde ciddi psikolojik etki yaratmışsa doğrudan hapis cezası uygulanabilmektedir.
Hapis cezasının süresi genellikle birkaç aydan iki yıla kadar değişebilmekte olup, cezanın ertelenip ertelenmeyeceği her dosyanın kendi koşullarına göre değerlendirilmektedir. 2026 yılı uygulamalarında sosyal medya üzerinden yapılan ağır hakaretlerde ertelenmeyen cezaların sayısının arttığı görülmektedir.
Sonuç olarak sosyal medyada hakaret suçu yalnızca para cezasıyla geçiştirilen bir suç değildir. Hakaretin ağırlığı, aleni şekilde yapılması, tekrar edilmesi ve hedef alınan kişinin durumu gibi faktörlere bağlı olarak hapis cezası verilmesi mümkündür. 2026 yılı itibarıyla dijital ortamda işlenen hakaret suçları mahkemeler tarafından ciddi şekilde ele alınmakta ve caydırıcı yaptırımlar uygulanmaktadır. Sosyal medya kullanıcılarının bu hukuki gerçekliği göz önünde bulundurarak hareket etmesi büyük önem taşımaktadır.
2026 Güncel Sosyal Medya Hakaret Tazminat Miktarları
Sosyal medyada hakaret nedeniyle talep edilebilecek manevi tazminat miktarları, 2026 yılı itibarıyla geçmiş yıllara kıyasla ciddi oranda artış göstermiştir. Mahkemeler artık dijital ortamda yapılan aşağılayıcı paylaşımların kişinin psikolojisi, sosyal çevresi ve itibarı üzerindeki etkisini daha ağır değerlendirmekte ve buna paralel olarak daha yüksek tazminatlara hükmetmektedir. Özellikle herkese açık platformlarda yapılan hakaretler, çok sayıda kişiye ulaşması sebebiyle mağdurun zararını büyüttüğü kabul edilerek tazminat miktarını doğrudan yükseltmektedir.
2026 yılı güncel yargı uygulamalarında sosyal medya hakaret davalarında hükmedilen manevi tazminatlar genellikle 15.000 TL ile 150.000 TL arasında değişmektedir. Ancak bu rakam sabit değildir. Hakaretin niteliği, süresi, tekrar edilip edilmediği, mağdurun toplumdaki konumu ve paylaşımın ulaştığı kişi sayısı gibi birçok faktör tazminat tutarını doğrudan etkilemektedir. Ağır itham içeren, itibarı hedef alan ve sistematik şekilde yapılan hakaretlerde bu tutarların çok daha üzerine çıkıldığı da görülmektedir.
Basit küfür veya tek seferlik aşağılayıcı yorumlarda mahkemeler genellikle daha düşük seviyelerde tazminata hükmetmektedir. Ancak kişiye dolandırıcılık, ahlaksızlık, suç işleme gibi somut fiiller isnat edilmesi durumunda tazminat miktarları ciddi biçimde yükselmektedir. 2026 yılı kararlarında özellikle itibar zedeleyici paylaşımlarda 50.000 TL üzeri manevi tazminatların yaygınlaştığı dikkat çekmektedir.
Hakaretin aleni şekilde yapılması, yani açık hesaplardan paylaşılması t reminder of heavy. Aleniyet unsuru neredeyse her dosyada tazminatı artıran temel faktör olarak kabul edilmektedir. Kapalı gruplar veya özel mesaj yoluyla yapılan hakaretlerde dahi tazminata hükmedilmekte; ancak herkese açık gönderilerde zarar daha büyük kabul edilmektedir.
Bir diğer önemli unsur ise hakaretin süreklilik göstermesidir. Aynı kişiye yönelik haftalarca devam eden aşağılayıcı paylaşımlar, sosyal medya üzerinden linç kampanyası niteliği taşıyan davranışlar ve farklı hesaplardan yapılan saldırılar mahkemeler tarafından ağır kusur olarak değerlendirilmekte ve çok yüksek tazminatlara hükmedilmektedir.
Kamuoyunda tanınan kişiler, işletme sahipleri, doktorlar, öğretmenler veya mesleki itibarı önemli olan bireyler açısından hakaretin ekonomik ve sosyal etkisi daha büyük kabul edildiğinden tazminat miktarları da buna paralel olarak artmaktadır. 2026 yılı uygulamalarında özellikle ticari itibarı zedeleyen paylaşımlarda ciddi rakamlara ulaşıldığı görülmektedir.
Özetle 2026 yılında sosyal medya hakaret davalarında manevi tazminat artık sembolik rakamlarla sınırlı değildir. Dijital ortamda yapılan her aşağılayıcı paylaşım gerçek hayatta ciddi mali sonuçlar doğurabilmekte; fail açısından on binlerce liralık sorumluluk anlamına gelmektedir. Güçlü delillerle açılan davalarda mağdurların yüksek tazminatlar elde ettiği, mahkemelerin ise dijital saldırılara karşı daha caydırıcı bir tutum benimsediği açıkça görülmektedir.
Sosyal Medya Hakaret Davalarında En Sık Yapılan Hatalar
Sosyal medya hakaret davalarında yapılan hatalar, davanın kaybedilmesine veya beklenen tazminatın alınamamasına neden olabilmektedir. 2026 yılı itibarıyla dijital delillerin önemi artmış olsa da, sürecin yanlış yönetilmesi mağdur açısından ciddi hak kayıpları doğurabilmektedir. Bu nedenle hakarete uğrayan kişilerin dava açmadan önce en sık yapılan hataları bilmesi büyük avantaj sağlar.
En yaygın hata, delil toplamadan beklemektir. Sosyal medya paylaşımları saniyeler içinde silinebilmekte veya hesap kapatılabilmektedir. Hakaret içeren içerik silindikten sonra ispat zorlaşmakta ve dava süreci riskli hale gelmektedir. 2026 yılı uygulamalarında noter tespiti yapılmadan yalnızca eksik ekran görüntülerine dayanan davaların zayıf kaldığı görülmektedir.
Bir diğer sık hata, hakarete hakaretle karşılık vermektir. Mağdurun aynı şekilde karşı tarafı aşağılaması, süreci karşılıklı suçlamaya dönüştürmekte ve her iki taraf açısından da ceza sorumluluğu doğurabilmektedir. Mahkemeler karşılıklı hakaret durumunda dosyayı farklı değerlendirebilmektedir. Bu nedenle hukuki yola başvurmak yerine sosyal medyada tartışmaya devam etmek ciddi risk taşır.
Şikâyet süresini kaçırmak da önemli bir hatadır. Hakaret suçu şikâyete bağlıdır ve belirli süre içinde savcılığa başvurulması gerekir. 2026 yılı itibarıyla bu süre kaçırıldığında ceza davası hakkı ortadan kalkmaktadır. Bu nedenle gecikmeden hukuki işlem başlatılması gerekir.
Sahte hesap üzerinden yapılan hakaretlerde birçok kişi “bulunamaz” düşüncesiyle dava açmaktan vazgeçmektedir. Oysa IP tespiti ve platformlardan alınan bilgiler sayesinde failin kimliğine ulaşılabilmektedir. Bu noktada süreci doğru yönetmemek ve teknik delil talebinde bulunmamak davanın zayıflamasına neden olabilir.
Bir diğer hata ise hakaret ile eleştiriyi karıştırmaktır. Her olumsuz yorum hakaret değildir. İfade özgürlüğü kapsamında kalan eleştiriler için açılan davalar reddedilebilmektedir. Bu nedenle hukuki değerlendirme yapılmadan doğrudan dava açmak zaman ve maliyet kaybı doğurabilir.
Ayrıca tazminat miktarını abartılı şekilde talep etmek de mahkemede olumsuz algı yaratabilmektedir. 2026 yılı uygulamalarında mahkemeler makul ve gerekçeli talepleri daha güçlü değerlendirmektedir.
Sonuç olarak sosyal medya hakaret davalarında en sık yapılan hatalar, delil eksikliği, süreci yanlış yönetme, süreyi kaçırma ve hukuki sınırları bilmeden hareket etme şeklinde özetlenebilir. Hakarete uğrayan kişilerin profesyonel hukuki destek alarak süreci yürütmesi, hem ceza davasının hem de manevi tazminat talebinin başarı şansını önemli ölçüde artırmaktadır.
Sonuç: Sosyal Medyada Hakarete Uğrayan Kişiler Ne Yapmalı?
Sosyal medyada hakarete uğramak, 2026 yılı itibarıyla yalnızca rahatsız edici bir durum değil, ciddi hukuki sonuçları olan bir saldırı niteliği taşımaktadır. Dijital platformlarda yapılan aşağılayıcı paylaşımlar, yorumlar ve mesajlar artık mahkemeler tarafından yüz yüze işlenen hakaret suçlarıyla aynı ağırlıkta değerlendirilmekte ve hem ceza hem de tazminat yaptırımlarına konu olmaktadır. Bu nedenle sosyal medyada onur ve itibar zedeleyen bir içerikle karşılaşıldığında süreci hafife almak yerine bilinçli ve hızlı hareket etmek büyük önem taşımaktadır.
Hakarete uğrayan kişilerin yapması gereken ilk adım, delilleri derhal güvence altına almaktır. Ekran görüntüsü almak, paylaşım linklerini kaydetmek ve mümkünse noter tespiti yaptırmak ileride açılacak davanın temelini oluşturmaktadır. İçerik silinse bile resmi olarak kayıt altına alınan deliller hukuki geçerliliğini korumaktadır.
İkinci adım olarak hakaretin hukuki niteliğinin doğru değerlendirilmesi gerekir. Her olumsuz söz hakaret suçu oluşturmaz; ancak kişinin onurunu zedeleyen, küçük düşüren veya itibarını hedef alan paylaşımlar hukuki yaptırım doğurmaktadır. Bu ayrımın doğru yapılması dava sürecinin başarıyla sonuçlanması açısından kritik öneme sahiptir.
Zaman kaybetmeden savcılığa şikâyette bulunmak da sürecin önemli bir parçasıdır. Hakaret suçu şikâyete bağlı olduğu için belirli süre içinde başvuru yapılmadığında ceza davası hakkı kaybedilebilmektedir. Aynı zamanda manevi tazminat davası açılarak yaşanan psikolojik zararın maddi karşılığı talep edilebilmektedir.
2026 yılı uygulamalarında güçlü delillerle açılan sosyal medya hakaret davalarının büyük oranda mağdur lehine sonuçlandığı görülmektedir. Mahkemeler dijital saldırılara karşı daha caydırıcı kararlar vermekte, yüksek tazminatlara hükmetmekte ve cezai yaptırımları ciddi şekilde uygulamaktadır.
Sonuç olarak sosyal medyada hakarete uğrayan kişiler susmak yerine hukuki haklarını kullanmalıdır. Doğru delillerle ve zamanında atılan adımlar sayesinde hem itibar korunmakta hem de hakaret eden kişiler ağır hukuki sonuçlarla karşılaşmaktadır. Dijital dünyada yapılan her paylaşımın gerçek hayatta sonuç doğurduğu unutulmamalı, hak ihlallerine karşı bilinçli şekilde mücadele edilmelidir.
❓ Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
📱 Sosyal medyada yapılan her hakaret suç sayılır mı?
Hayır, her olumsuz ifade suç değildir. Ancak kişinin onurunu zedeleyen, küçük düşüren ve itibarını hedef alan paylaşımlar hakaret suçu kapsamına girer.
📱 Küfür etmeden yapılan paylaşımlar da hakaret sayılır mı?
Evet. Küfür içermese bile aşağılayıcı, alaycı veya itibar zedeleyici ifadeler 2026 yılı itibarıyla hakaret suçu oluşturabilmektedir.
📱 Özel mesajdan yapılan hakaret için dava açılabilir mi?
Evet açılabilir. WhatsApp, Instagram DM veya benzeri mesajlar delil olarak kabul edilmektedir.
📱 Ekran görüntüsü dava için yeterli olur mu?
Genellikle geçerlidir ancak noter tespitiyle desteklenmesi davayı çok daha güçlü hale getirir.
📱 Hakaret içeren paylaşım silinirse dava düşer mi?
Hayır. Silinmiş olsa bile daha önce alınan delillerle dava açılabilir.
📱 Sahte hesaptan yapılan hakaretin faili bulunabilir mi?
Evet. IP tespiti ve sosyal medya platformlarından alınan bilgilerle kimlik tespiti mümkündür.
📱 Sosyal medya hakaret davaları ne kadar sürer?
Deliller netse genellikle birkaç ay içinde sonuçlanır.
📱 Hakaret davasında hapis cezası çıkar mı?
Evet mümkündür. Özellikle ağır, aleni ve tekrar eden hakaretlerde hapis cezası uygulanabilmektedir.
📱 Manevi tazminat ne kadar olur?
2026 yılında genellikle 15.000 TL ile 150.000 TL arasında değişmekte, ağır durumlarda daha da artabilmektedir.
📱 Hem ceza davası hem tazminat davası açılabilir mi?
Evet. Ceza davası ve manevi tazminat davası birlikte yürütülebilir.
📱 Hakaret için şikâyet süresi var mı?
Evet. Hakaretin öğrenilmesinden itibaren belirli süre içinde savcılığa başvurulmalıdır.
📱 Avukat tutmak zorunlu mu?
Zorunlu değildir ancak sürecin doğru ilerlemesi için tavsiye edilir.
📱 Eleştiri ile hakaret arasındaki fark nedir?
Eleştiri fikir açıklamasıdır, hakaret ise kişiyi küçük düşüren saldırıdır.
📱 Emoji kullanarak yapılan aşağılamalar suç sayılır mı?
Evet. Bağlama göre emoji kullanımı dahi hakaret kabul edilebilmektedir.
📱 Herkese açık paylaşımlar daha ağır mı cezalandırılır?
Evet. Aleni yapılan hakaretlerde ceza ve tazminat miktarı artmaktadır.
⚠️ Hukuki Uyarı
Bu içerik, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hiçbir şekilde hukuki danışmanlık niteliği taşımamaktadır. Sosyal medyada hakaret suçu, dava şartları ve tazminat miktarları her somut olayın özelliklerine göre farklılık gösterebilir. Bu sayfada yer alan bilgiler 2026 yılı itibarıyla yürürlükte olan mevzuat ve güncel yargı uygulamaları dikkate alınarak hazırlanmıştır.
Hukuki süreçler zaman içerisinde değişebileceğinden, içerikte yer alan örnekler ve açıklamalar doğrudan uygulanmadan önce mutlaka uzman bir avukata danışılmalıdır. Bu içerikte sunulan bilgiler kullanılarak yapılacak işlemler sonucunda doğabilecek hak kayıplarından sorumluluk kabul edilmez.
Bu sayfa kapsamında paylaşılan bilgiler hiçbir şekilde avukat–müvekkil ilişkisi oluşturmaz.